
Şükürle Başlayan Gün, Huzurla Biter
Her sabah yeni bir başlangıçtır. Gözlerimizi açtığımız an, bize verilen en kıymetli hediyedir: bir gün daha. Ama çoğu zaman bu hediyeyi unuturuz. Zihin başka yerlerdedir; dertlerde, sorumluluklarda, eksiklerde. Halbuki güne bir şükürle başlamak, tüm zihinsel yükleri hafifletir, ruhu tazeler, kalbi sakinleştirir. Şükür, kalbin huzurla uyumlanma hâlidir.
Günlük hayatın koşturmacasında insan birçok şeyi fark etmeden yaşar. Elindekiler kıymetini yitirir. Oysa fark etmek, var olanın değerini bilmektir. Ve şükür, bu farkındalığın adıdır. Sabah gözlerini açabilmek, sağlıklı uyanmak, bir evde olmak, çocuğunun sesini duymak, kahveni koyacak bir mutfağın olması… Bunların hepsi büyük şükür sebepleridir.
İnsan, güne şükürle başladığında hem kendine hem Allah’a “gördüm, fark ettim ve minnettarım” der. Bu farkındalık hali tüm günün ritmini değiştirir. O gün yaşanacak zorluklara karşı daha sabırlı, insan ilişkilerinde daha yumuşak, zihinsel olarak daha dengeli olunur.
Şükür, Maneviyatın En Derin Nefesidir
Kur’an’da şükür, Allah’a en güzel kulluk biçimlerinden biri olarak anlatılır. Şükreden kullar övülür. Çünkü şükür, sadece bir teşekkür değil, Allah’a olan güvenin, teslimiyetin ve tevekkülün bir ifadesidir. “Eğer şükrederseniz, elbette size nimetimi artırırım” ayeti, şükrün hayatı nasıl bereketlendirdiğinin açık ifadesidir.
Şükür, insanın sahip olduklarını Allah’a bağlamasıdır. “Bunu ben başardım” değil, “Bu bana verildi” diyebilmek… Bu bilinç, kibri değil tevazuyu doğurur. Kıskanmayı değil, takdiri besler. Eksikleri değil, mevcutları görmeyi öğretir. Ve bu yönüyle şükür, iç huzurun anahtarıdır.
Peygamber Efendimiz’in her hali şükür üzerinedir. En zor zamanlarında bile şükretmiş, her nimeti Allah’tan bilmiştir. Geceleri ayakları şişene kadar namaz kıldığında “Ey Allah’ın Resûlü, Allah seni affetti, neden bu kadar kendini zorluyorsun?” diyenlere cevabı şudur: “Şükreden bir kul olmayayım mı?” Bu cevap, şükrün sadece bollukta değil, her hâlükârda mümkün olduğunu gösterir.
Psikolojik Açıdan Şükretmenin Gücü
Modern psikoloji de şükrün dönüştürücü gücünü çok açık şekilde kabul eder. Psikolojik araştırmalar, düzenli şükreden bireylerin daha az stres yaşadığını, depresyona karşı daha dirençli olduklarını, genel olarak hayattan daha fazla tatmin duyduklarını ortaya koymuştur. Şükür, zihinsel bir filtre gibidir. Dikkati yokluklardan alır, varlıklara çevirir. Bu da beynin tehdit algısını düşürerek kaygıyı azaltır.
Psikolog Robert Emmons, şükrün ruh sağlığı üzerindeki etkilerini araştıran öncülerden biridir. Emmons’a göre şükreden insanlar daha umutlu, daha dayanıklı ve daha mutlu bir yaşam sürer. Çünkü şükür, insanın odağını olumsuzluklardan uzaklaştırarak olumlu deneyimlere yönlendirir. Bu yönlendirme, beynin yapısal olarak da olumlu duyguya daha fazla yer açmasına neden olur.
Özellikle kadınlar için şükretmek, zihinsel yüklerini dengelemek adına güçlü bir araçtır. Kadınlar, hem evde hem işte hem de duygusal ilişkilerde birçok sorumluluğu aynı anda taşıyan bireylerdir. Bu çoklu rol yükü, zamanla tükenmişliğe yol açabilir. Şükür, kadınların bu yükleri taşırken yeniden merkezlenmelerini sağlar.
Kadınların Şükürle İyileşen Kalpleri
Birçok kadın için şükür, yalnızca bir ibadet değil; bir başa çıkma biçimidir. Şikâyet etmek yerine şükretmeyi tercih eden kadınlar, yaşadıkları zorlukları anlamlandırmada daha başarılıdır. Zorluklar karşısında “Benim içimden Allah’a bağlılık çıkmalı” diyen kadınlar, ruhsal olarak çok daha güçlü bir duruş sergiler.
Annelerin evlatlarına olan şükrü, eşini iyilikle anan bir kadının dili, yaşadığı sıkıntılara rağmen hayata karşı güzel bakabilen kadınların yüreği… Tüm bu örnekler, şükrün kadın kalbinde nasıl çiçek açtığını gösterir.
Hz. Hacer’in çöl ortasında susuzluktan kıvranan oğlu için zemzemin fışkırdığı yere yürüyüşü… Bu hem tevekkül hem şükrün sembolüdür. O, susuzluk anında bile sabretmiş, Allah’a güvenmiş ve gelen nimeti şükürle karşılamıştır. Hacer, bir annenin şükrüyle dualar arasında nasıl güçlü durabileceğinin kadim örneğidir.
Günlük Hayatta Şükürle Kalmak
Şükür, sadece büyük olaylarda değil, gün içinde sıkça tekrar edilebilecek bir ruh halidir. Sabah yatağından kalkabildiğin için, çocuğunun sesini duyabildiğin için, sağlıklı nefes alabildiğin için… Tüm bunlar şükür fırsatıdır. Bu küçük fark edişler, kalbi gün içinde defalarca huzura bağlar.
Sabah namazının ardından edilen bir şükür duası, güne dingin başlamayı sağlar. Kahvaltı yaparken “Rabbim, bugün de bizi rızıklandırdın” diyebilmek, sofraya bereket getirir. Trafikte sıkıştığında bile “Yine de evime gidiyorum” diyebilmek, zihni sakinleştirir. Bunlar küçük ama güçlü pratiklerdir.
Şükür günlük hayatta bir dil haline geldiğinde, şikâyet dili kendiliğinden azalır. Sürekli “Neden böyle oldu?” demek yerine, “Bunda da bir hayır vardır” diyebilmeye başlarız. Bu düşünce değişimi, kalbin derinliklerine işledikçe kişilik değişimine bile yol açar. Çünkü insan nasıl düşünürse öyle yaşar.
Şükür Günlüğü Tutmak ve Bilinçli Farkındalık
Bazı kadınlar şükürlerini yazarak güçlendirir. Gün sonunda “Bugün neye şükredebilirim?” sorusunu sorarak, ellerine bir defter alırlar. Üç şey yazarlar. Bazen çocuğunun sarılması, bazen annenin sesi, bazen sadece gökyüzünün güzel olması… Bu pratik, gün içinde kaçırılan güzellikleri yakalamayı sağlar.
Bilinçli farkındalık (mindfulness) şükürle birleştiğinde, hem maneviyatı hem psikolojik sağlamlığı artırır. Anda kalmak, olanı olduğu gibi kabul etmek ve o anın içindeki güzelliği fark edebilmek… Tüm bunlar insanı içsel huzura yaklaştırır.
Psikologlar şükür günlüğünün depresyon ve kaygı düzeylerini ciddi şekilde azalttığını belirtir. Şükür, insanı anda kalmaya zorlar. Geçmişin pişmanlıkları ya da geleceğin belirsizliklerinden ziyade, bugüne odaklanmayı sağlar. Bu da duygusal dayanıklılığı artırır.
İlham Veren Kadınlardan Şükür Hikâyeleri
Şule Yüksel Şenler, hayatı boyunca yaşadığı baskılara rağmen her daim dilini şükürle süsleyen bir kadındı. Geri çevrildiği kapılar için bile “Demek ki orası benim yerim değilmiş” diyebilecek olgunluğu göstermiştir. Bu olgunluk, iç huzurun dışa yansımasıdır.
Merve Safa Kavakçı, yıllarca dışlandığı halde her röportajında “Ben Rabbime teşekkür ederim, bana sabır verdikçe her şey kolaylaştı” diyebilmiştir. Bu, sabrın ve şükrün iç içe geçtiği güçlü bir yaşam duruşudur.
Bu kadınlar, başlarına gelenlere rağmen hayata şükürle yaklaşabildikleri için ilham olurlar. Çünkü şükreden insan, dünyayı değiştiremese de kendini değiştirir. Ve kendini değiştiren, çevresine de huzur verir.
Çocuklara Şükretmeyi Öğretmek
Anneler olarak kadınlar, çocuklarına ilk manevi öğretmenlerdir. Bir çocuğa şükretmeyi öğretmek, ona hayat boyu huzurlu olma becerisi kazandırmaktır. Sürekli her şeye sahip olmaya çalışan çocuklar değil, elindekilerle mutlu olmayı bilen çocuklar yetiştirmek, anne şefkatinin en güzel yönüdür.
Her akşam “Bugün neye şükredebiliriz?” sorusuyla çocuğunu düşünmeye teşvik eden bir anne, onun kalbine hem minnet hem tevazu duygusu aşılar. Oyuncağını paylaşamayan bir çocuğa, “Ne güzel, bizim oyuncağımız var” demek, onun bakış açısını değiştirir.
Şükür duygusu çocuklukta kazanıldığında, hayat boyu hem ilişkilerde hem zorluklarda büyük bir içsel kaynak haline gelir. Şükreden çocuklar, büyüdüklerinde daha mütevazı, daha empatik ve daha hoşgörülü bireyler olurlar.
Zor Zamanlarda Şükürle Ayakta Kalmak
Şükür, sadece bolluk zamanlarının duygusu değildir. Asıl anlamını kayıp, yalnızlık, yorgunluk ve hastalık anlarında bulur. Kalp en çok o zamanlarda sınanır. Ve kişi neye sarılırsa o hale bürünür. Zor zamanlarda şikâyet yerine şükre tutunabilmek, kişinin iç ışığını ayakta tutar.
Bir kadın, eşinden destek görmediği halde evliliğini ayakta tutmaya çalışırken, içinden “Rabbim, bana sabır verdin, buna da şükür” diyebiliyorsa bu sabit bir inanç ve güçlü bir ruh demektir. Yalnızlığını fark eden bir genç kadın, “Yalnızım ama Rabbim var” diyebiliyorsa bu bir teslimiyettir.
Bu teslimiyet, bir mucize getirmese bile kalbe dinginlik getirir. Şükreden insanın yüzü farklıdır. Gözlerinde şikâyet yerine sükûnet vardır. Bu sükûnet, çevresine de tesir eder. Çünkü huzur bulaşıcıdır.
Her Güne Şükürle Başlamak
Bir kadın her sabah, aynada kendine bakıp “Bugün de varım, hamdolsun” diyebildiğinde, o günkü zorlukların etkisi daha hafif olur. Bir anne, çocuğunun sabah sesini duyduğunda içinden “Allah’ım, bugün de onu bana verdin” diyebiliyorsa o günün anlamı değişir.
Şükür sadece dille değil, kalple yapılır. Ve kalpten çıkan şükür, kişinin tüm ruhunu aydınlatır. Güne şükürle başlayan bir insan, huzuru yalnız akşamda değil, her anında hisseder. Çünkü şükür sadece başlangıç değil; devam eden bir haldir.





























