İftarda Çorba İçerken Kendini Kaybedenler Kulübü

İftarda Çorba İçerken Kendini Kaybedenler Kulübü , Ramazan ayında oruç tutanların en büyük hayali iftar vaktinde o ilk lokmayı ağzına atmaktır. Ama ne hikmetse, bu ilk lokma genellikle çorba olur. Ve işte tam bu noktada, kontrol kaybolur, sınırlar unutulur, kişi bambaşka bir boyuta geçer. Biz bu duruma “İftarda Çorba İçerken Kendini Kaybedenler Kulübü” diyoruz. Eğer sen de o kulübün bir üyesiysen, tebrikler! Yalnız değilsin.

1. Saatlerce Bekleyip Çorbaya Saldıranlar

Oruç boyunca insan kendini tutar, sabırla bekler. İftar vakti gelince de büyük bir kararlılıkla dua edilir, hurma ağza atılır ve hemen ardından sıcak bir çorba içilir… İçilir mi? Hayır! Resmen hücum edilir!

O çorba neye uğradığını şaşırır. Kaşık kaşık içilmesi gereken o sıcak nimet, bir anda sanki boğazdan “çorba şelalesi” gibi akar gider. Henüz ikinci kaşıkta gözlerden yaş gelir, dil yanar ama durmak mümkün değildir. Çünkü çorba içilmeden iftar tam anlamıyla başlamış sayılmaz.

2. ‘Sadece Bir Kase İçip Kalkacağım’ Yalanı

Herkesin ağzında hep aynı cümle:
“Bir kase içeyim, sonra ana yemeğe geçerim.”

Ama işler öyle gitmez. O ilk kase bitince bir an durulur, kaşık hafifçe bırakılır. Beyin beş saniyelik bir karar verme sürecine girer:
“Biraz daha içsem mi? Yok ya, ağır olur. Ama sıcak sıcak iyi gidiyor. Neyse, sadece yarım kase daha alayım.”

Sonuç?
O yarım kase, tam kase olur. Sonra “tam kase” ikiye çıkar. Derken fark edilir ki ana yemeğe yer kalmamıştır!

3. Çorba İçerken Aklını Kaybedenler

Bir de iftarda çorba içmeye başladığında çevresini tamamen unutanlar vardır. O kadar açtır ki, yanında kim oturuyor, masada ne konuşuluyor, hiçbir şeyin önemi yoktur. Tek odak noktası: Çorba!

  • Sofrada kimse konuşmasa bile çorba içenlerin “şapırdatma ve hızlı kaşık sallama sesleri” bir senfoni gibi yükselir.
  • Çorba o kadar lezzetlidir ki, içen kişi yemeğin içinde kaybolur ve hafif bir trans haline girer.
  • Yanında biri “Tuz uzatır mısın?” dediğinde, kişinin tek cevabı: “Hıh?” olur. Çünkü beyin çorba modunda kalmıştır.

4. Çorbanın Son Damlalarına Kadar Kaşığı Çekmeyenler

Bazı insanlar için çorbanın son damlasına kadar içmek büyük bir mücadeledir. O tabakta bir damla bile kalmamalıdır! Bu yüzden:

  • Çorbanın sonuna gelindiğinde, tabak 45 derece eğilir.
  • Kaşık tabakta son turunu atar.
  • En inatçı çorba taneleri bile kaşığa alınır ve mideye gönderilir.
  • Hatta bazıları kaşığın tersiyle tabağı sıyırarak çorbayı “sıfır atık” projesine dönüştürür.

Bu noktada ana yemek unutulmuştur. Çünkü midede çorba festivali yaşanmaktadır.

5. Çorbanın Sıcaklığına Yenik Düşenler

Bazıları ise çorbanın sıcaklığını küçümseyerek aceleyle içmeye kalkar. Ve işte o anda olan olur:

  • Dil ve damak resmen yanarak kavrulur.
  • Gözler bir anda sulanır, yüz kızarır, nefes kesilir.
  • İçeride büyük bir savaş başlar ama çorba içen kişi bu durumu çaktırmamaya çalışır.
  • İç ses: “Yanıyorum ama çaktırma, sakin ol, devam et.”

O çorba hem içeni hem de içilen kişiyi yakar. Ama ne olursa olsun, iftarda çorba içilmeden rahat edilemez!

Çorbayı İçtik, Peki Şimdi Ne Olacak?

İftarın ilk dakikalarında çorbayla kendini kaybedenler genellikle ana yemek servisine gelindiğinde bir pişmanlık dalgası yaşar. Çünkü mide artık doludur, ama sofrada daha ana yemek, pilav, tatlı, meyve vardır… Ve en acısı, çorba için iştahını tüketmiş olmaktır.

Ama ders alınır mı? Hayır!
Ertesi gün iftarda yine aynı ritüel yaşanır, yine çorba kazanı boşaltılır ve yine “Keşke bu kadar içmeseydim” pişmanlığı yaşanır.

Eğer sen de iftarda çorba içerken kendini kaybedenler kulübünün bir üyesiysen, seni anlıyoruz. Ve unutma: Yarın yine çorbayla başlıyoruz! 😄🍵

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir