• 10 Şubat 2026
  • Leyla SANCAK
  • 0

Evden Çalışan Kadınların En Büyük Sorunları

Evden çalışmak uzun zamandır “konforlu çalışma modeli” olarak anlatılıyor. Özellikle kadınlar için bu model, iş ve özel hayat dengesini kurmanın daha kolay bir yolu gibi sunuluyor. Trafikten kurtulmak, esnek saatler, ev ortamında çalışmanın rahatlığı… Tüm bunlar kulağa oldukça cazip geliyor.

Ancak evden çalışmaya başlayan birçok kadın, bir süre sonra bu tabloyun göründüğü kadar sade olmadığını fark ediyor. Çünkü ev, kadınlar için çoğu zaman yalnızca bir yaşam alanı değil. Aynı zamanda düzenin, bakımın, organizasyonun ve duygusal emeğin merkezi. İş bu alanın içine girdiğinde, sınırlar hızla bulanıklaşıyor.

Evden çalışan kadınların yaşadığı zorluklar çoğu zaman bireysel bir mesele gibi ele alınıyor. Oysa bu deneyim, benzer koşullarda çalışan pek çok kadında ortak duygular ve benzer yorgunluklar yaratıyor.

İş ve Özel Hayat Arasındaki Sınırların Kaybolması

Evden çalışmanın ilk ve en belirgin etkisi, iş ile özel hayat arasındaki çizginin silinmesi oluyor. Bilgisayarın açıldığı yer aynı zamanda yemek yenilen masa, dinlenilen koltuk ya da günün sonunda uzanılan alan olabiliyor. Bu durum zihinsel olarak “işte olma” ve “evde olma” hâllerinin birbirine karışmasına neden oluyor.

Ofisteyken mesai bitimini belirleyen fiziksel bir çıkış vardır. Evden çalışırken ise bu çıkış çoğu zaman yoktur. İş, bilgisayar kapansa bile zihinde devam eder. Gelen mesajlar, cevaplanması gereken e-postalar, yarım kalan işler günün her saatine yayılır.

Kadınlar için bu durum daha da karmaşık bir hâl alır. Çünkü evde olmak, çevre tarafından sıklıkla “müsait olmak” olarak algılanır. Evden çalışan bir kadının, çalışıyor olsa bile evle ilgili aksaklıkları fark etmesi, çözmesi ve düzeni sağlaması beklenir. Bu beklenti açıkça dile getirilmese bile davranışlara yansır.

Bu sürekli bölünmüşlük hâli, odaklanmayı zorlaştırır. Kişi ne işine tam anlamıyla konsantre olabilir ne de evde gerçekten dinlenebilir. Günün sonunda ise bitmeyen bir yorgunluk hissi oluşur.

Görünmeyen Emek ve Sürekli Yetme Baskısı

Evden çalışan kadınların taşıdığı en büyük yüklerden biri görünmeyen emektir. Bu emek, çoğu zaman fark edilmez ve takdir edilmez. Yapılması gerekenlerin fark edilmesi, planlanması, hatırlanması ve takip edilmesi genellikle kadınların sorumluluğu olarak görülür.

Evde olmak, bu görünmeyen emeği daha da artırır. “Nasıl olsa evde” düşüncesiyle küçük işler, ek sorumluluklar ve beklenmeyen talepler kadının omuzlarına yüklenir. Bu durum, zamanla sürekli bir yetme baskısı yaratır.

Kadınlar hem işlerini eksiksiz yapmaya çalışır hem de evle ilgili hiçbir şeyin aksamasını istemez. Ancak bu iki alanın talepleri çakıştığında, kişi kendini yetersiz hissetmeye başlar. Ne işte ne evde tam anlamıyla başarılı olamadığını düşünür.

Bu duygu, çoğu zaman sessizce taşınır. Çünkü şikâyet etmek “abartmak” gibi algılanabilir. Oysa bu yük, zihinsel ve duygusal olarak ciddi bir tükenmişliğe yol açar.

Evden Çalışmanın Yalnızlaştıran Etkisi

Evden çalışmanın ilk dönemlerinde sessizlik rahatlatıcı olabilir. Ofis kalabalığından uzak olmak, gününü daha sakin geçirmek iyi hissettirebilir. Ancak zamanla sosyal temasın azalması, fark edilmeden bir yalnızlık duygusu yaratır.

Gün içinde yüz yüze iletişimin olmaması, küçük sohbetlerin, kısa molaların, anlık paylaşımların ortadan kalkması kişinin kendini izole hissetmesine neden olabilir. Özellikle tek başına yaşayan ya da gün içinde evden pek çıkmayan kadınlar için bu durum daha belirgin hâle gelir.

Kadınlar için sosyal ilişkiler yalnızca sosyalleşme değil, aynı zamanda duygusal dengeyi sağlama aracıdır. Evden çalışırken bu bağlar zayıfladığında, motivasyon düşebilir, içe kapanma artabilir.

Bu yalnızlık çoğu zaman dile getirilmez. Çünkü evden çalışmak hâlâ “rahat” bir seçenek olarak görüldüğü için, bu duygunun meşru olmadığı düşünülür. Ancak yalnızlık, çalışma biçiminden bağımsız olarak insanın temel ihtiyaçlarından biridir.

Kendini Sürekli Kanıtlama İhtiyacı

Evden çalışan kadınların yaşadığı bir diğer önemli sorun, kendini sürekli kanıtlama baskısıdır. Fiziksel olarak görünür olmamak, yeterince çalışmadığı algısını doğurabileceği kaygısını beraberinde getirir.

Bu kaygı, daha hızlı cevap vermeye, daha uzun süre çevrim içi kalmaya ve daha fazla sorumluluk almaya yol açar. Kadınlar, işlerini eksiksiz yaptıkları hâlde bile “yeterince” çalıştıklarından emin olamazlar.

Zamanla bu durum, sürekli tetikte olma hâline dönüşür. Dinlenmek bile huzursuzluk yaratır. Boş kalmak, suçluluk duygusunu tetikler. Kişi kendini yalnızca ürettiği kadar değerli hissetmeye başlayabilir.

Bu baskı uzun vadede tükenmişliğe yol açar. Çünkü sürekli kendini kanıtlamak, insanın enerjisini ve motivasyonunu tüketir.

Evde Olmanın Getirdiği Bedensel Yorgunluk

Evden çalışırken beden çoğu zaman ikinci planda kalır. Uzun süre oturmak, ekran karşısında saatler geçirmek ve düzensiz mola alışkanlıkları fiziksel yorgunluğu artırır. Evde olmak, hareket etmeyi otomatik olarak getirmez.

Birçok kadın gün içinde yemek saatlerini erteler, su içmeyi unutur ya da kısa molaları gereksiz görür. “Bir işi daha bitireyim” düşüncesi, bedenin verdiği sinyallerin önüne geçer.

Zamanla bu ihmal, kronik yorgunluk, baş ağrıları, kas ağrıları ve odaklanma problemleri olarak geri döner. Ancak bu belirtiler çoğu zaman çalışma koşullarıyla ilişkilendirilmez, kişisel bir sorun gibi algılanır.

Oysa beden, çalışma biçiminden bağımsız düşünülemez. Evden çalışmak, fiziksel farkındalık gerektirir.

Evden Çalışırken Kendini Geri Plana Atmak

Evden çalışan kadınların ortak alışkanlıklarından biri de kendini günün en sonuna bırakmaktır. Önce işler, sonra evle ilgili sorumluluklar, en sona ise kişinin kendi ihtiyaçları kalır.

Kendine zaman ayırmak lüks gibi algılanabilir. Oysa bu durum uzun vadede kişinin kendisiyle bağını zayıflatır. Dinlenmek, durmak ve sadece kendinle kalmak ihmal edilir.

Bu ihmal, yalnızca fiziksel değil duygusal bir uzaklaşma da yaratır. Kadınlar zamanla neye ihtiyaç duyduklarını fark etmekte zorlanabilir. Günler birbirine benzemeye başlar.

Evden Çalışmanın Kadınlar Üzerindeki Görünmeyen Yükü

Evden çalışmak tek başına iyi ya da kötü bir model değildir. Ancak mevcut toplumsal beklentilerle birleştiğinde, kadınlar için ekstra bir yük hâline gelebilir. Bu yük çoğu zaman görünmez olduğu için de konuşulmaz.

Kadınlar yaşadıkları zorlukları kişisel yetersizlik gibi algılayabilir. Daha iyi organize olmaları, daha disiplinli olmaları gerektiğini düşünürler. Oysa sorun çoğu zaman bireysel değil, sistemseldir.

Evden çalışan kadınların deneyimlerini paylaşması, bu yükün hafiflemesine yardımcı olur. Çünkü benzer duyguların başkaları tarafından da yaşandığını görmek, yalnızlık hissini azaltır.

Evden çalışmak, kadınlar için farklı imkânlar sunabilir. Ancak bu imkânların gerçekten özgürleştirici olabilmesi için, görünmeyen yüklerin fark edilmesi ve konuşulması gerekir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir